Ara

Bağımsızlığına Bağımlı İnsan

(Anne-çocuk yakınlığı ve yuvadan güvenli ayrılma sohbetlerimizle bu yazıya ilham veren kızım Su ve arkadaşları Nesli ve Sina'ya ve de Nesli'nin annesi, sevgili dostum Gülsen'e çok teşekkür ederim.) Kızım Su yurt dışına, kendi evine dönünce ben de kütüphane düzenleme işine devam ettim.

Bu sırada elime daha önce şöylece bakmış olduğum bir kitap geçti; "bir metropol hikayesi"-BURÇİN BİRCAN--pırıltılı dünyada sönen bir yıldızın trajik yaşam öyküsü. Herhalde Su bu kitabı lisedeyken okumuştu. Liseden bir okul arkadaşının aşırı dozdan öldüğünü hatırlıyorum.



Bağımlı olmak ve yaşama atılmak---işte mesele bu! Müthiş bir ikilem... Nasıl hem bağımlı olup hem de cesur adımlarla arkaya bakmadan ilerlenecek?Soru; Bunun yarattığı kaygı ve endişeden anneyi kim kurtaracak? Cevap; Çocuk Soru; Çocuğu bu ayrılışın zorluğuna kim hazırlayacak? Cevap; Anne Soru; Çocuğu ve anneyi bu ayrılışın kaygısından kim koruyacak? Cevap; Anne Soru; Böyle olamazsa ne olur? Ne olmakta? Cevap; Çocuk kendine anne ikamesi olarak -bir kaygı giderici- koyar;  "Madde, başka biri, başka bir şey" (baba varsa ve tabii kaygısız, kaygı giderici bir baba varsa dünya zaten cennettir) Soru; Çocuk büyürken her şeyin yolunda gittiğini nasıl anlarız? Cevap; *Annenin endişesi azalmıştır, çünkü aralarında iki yetişkin insanın DİYALOĞU çoktan kurulmuştur. *Evladın endişesi azalmıştır, çünkü kendi rotasındadır. *Annesine ya da kendine acımıyordur (Çünkü; acımak durdurulamaz boyuttaysa tıpkı öfkedeki karşısındakine şiddet uygulamak gibi, kendine dönen öz yıkım başlar). *Herkes kendi yolunda ama gönül yüzleri birbirlerine dönük ilerliyorlardır. *Hedeflerinin onlarda yarattığı kaygı kolayca başa çıkabilecekleri düzeydedir. *Kendilerine ve birbirlerine güvenleri, inançları tamdır. Yaşamak için birey olmak...Bireyleşmek için tamamen bağımsız olmak gerek! Hatta gerektiğinde kendimizden bile ...Her şeyden!!! Ama heyhat insan denilen canlı itici motivasyonu hazdan alır. Haz içindeki yoğun yatıştırıcı, gevşetici, sakinleştirici olduğu halde pozitif enerji veren ve diğer transmitterlerle yaşam enerjimizin en ballı kaymaklı maddesidir. İlk kez anneden alınır. Hatta rahim içi yaşamda başlar anneden almak, sonra malum meme ve annenin şefkatinden, ki anne şefkatine bağımlılık insan canlısının en maküs girdabıdır... Travmasız çıkabilene ne mutlu! Hal böyleyken Anne şefkatinden görece uzaklaşma çabaları yaşamın ilk yıllarında, babaya gidiş ile başlar Oh çok şükür anneden çıkış varmış...oh çok şükür dünya varmış:)))) Ah o da ne?  Dünya çok zor bir yer**** Çalışmak gerek, kızgın insanlar var, kötülükler var, kavga ve nefret var, annede bunlar yoktu!!! (tabii eğer yoksa, eğer varsa zaten yandık) "Bana yanlış masal anlattın ANNE!!!" Bu sırada ön ergen olunmuş... Anneden ayrılma mücadelesi anneye duyulan öfkeye dönüşmüş... "Kızgınım çünkü senden çıkamıyorum" "Kızgınım çünkü dünya senin kadar yumuşak ve ballı-kaymaklı değil" "kızgınım çünkü...." Hala anne sorumlu her şeyden. Ama o da ne kızan BEN im...yaşasın BEN varım. Kızıyorum o halde varım:))) "Ama kızgınlık çok fena acı veriyor, hiç eğlenceli değil... Sen beni bunlardan kurtarmalıydın, demek ki ben yeterli değilim, ben hak edemedim...O halde sana kızan kendime de kızmalıyım. Kahrolsun kendim!" İşte böyle büyümek kendi olmak demektir, Kendi olmak da tüm sorumluluğu üstlenmek demektir.

Artık bu sırada ergen olundu. Yani hem sorumlu olmanın bilinci geldi ama sorumluluğu tamamen anneden almak çok pahalı, çünkü dünya çok zor bir yer*** O halde; "ben yetersizim"-"ben bağımlıyım" "Ben --(------)... Bakalım bu "kişi", bu "madde", bu "eylem" beni annemden ayırabilecek mi? Daha da fenası; acaba annemi benden ayrılmaya ikna edebilecek miyim? Annem bana o kadar güvene bilecek mi? Ama işte ikilem tam da burası; ya annem beni gerçekten bırakırsa!!! Burası HASSAS RUHLAR TERAZİSİ nin çocuğunu büyüten anneyi büyüttüğü bir yer*** İnsanlığın baş belası trajedisi... Ben kendime, Su'ya, Gülsen'e, Nesli'ye, Sina'ya güveniyorum. Çünkü herkes kendini kanıtladı. Darısı diğer anne ve çocukların başına!

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

​8 mart dünyaemekçi kadınlar günü kutlu olsun!

Cinsiyetler arası ayırımcılık başlayalı binlerce yıl olmuş. Erkek egemenliğini doyasıya dünya nimetlerinden faydalanarak yaşayan insanın eril canlısı bu gücünü paylaşmaya pek niyetli görünmüyor. Yine